Sayfalar

241 Kadın Örgütü adına ŞİDDETE SON PLATFORMU

BASINA VE KAMUOYUNA

Dün itibariyle Meclis’te başlayan şiddet yasası görüşmelerini, yaklaşık bir yıldır taleplerimizi yasaya yansıması için hem alanlarda hem de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile müzakerelerde yorulmadan dile getiren kadın örgütleri olarak hayalkırıklığı ve tedirginlikle izliyoruz. Başbakan ve hükümet sözcülerinin kadına karşı şiddeti durdurmaya yönelik ve yasayla ilgili bugüne kadarki sözleri tutmaması, çıkacak yasayı şiddet mağduru kadınların ihtiyaçlarını karşılamaktan giderek uzaklaştırmaktadır. Hükümet kulaklarını kendi dışındaki tüm seslere tıkamış durumdadır. Genel Kurul görüşmeleri sırasında muhalefet partileri ve milletvekilleri tarafından sunulan, yasadaki eksiklikleri ve hataları ortadan kaldırmaya yönelik, kadın örgütlerinin taleplerini de içeren onlarca önerge hükümet tarafından bir çırpıda reddedilmiştir.
 
Başta yasanın adında “ailenin korunması” ifadesinin yer alması ve yasada “toplumsal cinsiyet” kavramına yer verilmemesi konularındaki hükümetin açıklamaları biz kadınları ikna etmekten çok uzaktır. Gerek tedbirler arasında yer alan şiddet mağduru kadınların kreş hizmetinden yararlanmasına ilişkin düzenlemenin daraltılarak yetersiz hale getirilmesi, gerek şiddet uygulama ihtimali bulunanlar, azmettiren ve yardım edenler aleyhine de tedbir kararı alınması yönündeki çok sayıda önergenin konunun önemi gözetilmeksizin reddedilmesi, gerekse de şiddet vakalarına ilişkin başvurularda uzlaşma ve arabuluculuk girişimlerinde bulunulamayacağı yönünde düzenleme yapılması taleplerinin dikkate alınmaması kabul edilemez örneklerden bazılarıdır.

Gelinen bu noktada, bugün Genel Kurul’da devam edecek yasa görüşmeleri bizim için kritik önem taşımaktadır. Hükümetin dünkü uzlaşmaz tutumundan vazgeçmesini bekliyor, dün yapılan hatalı ve eksik düzenlemelere ilişkin itirazlarımız ve dikkate alınmayan taleplerimiz baki olmak kaydıyla, yasanın etkin, süratli ve caydırıcı olması yönündeki aşağıdaki taleplerimizin dikkate alınmasını istiyoruz:
  • Şiddete uğrayan kadınların tek adımda yardım ve korunma alabileceği 7 gün 24 saat ve tek çatı ilkesiyle çalışacak merkezlerinin teşkilat, görev ve kadrolarının kadın örgütlerinin talepleri doğrultusunda düzenlenmesini;
  • Yasada sığınaklar ve cinsel şiddet kriz merkezlerinin yer almasını;
  • Kadın örgütlerinin şiddet ve cinayet davalarına müdahilliğinin kabul edilmesini;
  • Zorlama hapsi kararı için tedbir kararı verilen, tedbir kararına aykırılığın gerçekleştiği, şiddet mağdurunun bulunduğu yer aile mahkemelerinin tümünün yetkili olmasını;
  • Kadınlara yapılacak maddi yardımın Bakanlık tarafından karşılanmasını;
  • Kadının sağlık güvencesi şiddet uygulayana bağlı olması durumunda sağlık masraflarının devlet tarafından karşılanmasını talep ediyoruz.

Günde en az 5 kadının yaşama, çalışma, evlenme, boşanma, giyinme ve benzeri hakları için öldürüldüğü dünyanın tek ülkesi olan Türkiye’de, buna dair rahatsızlığı olan başta kadın milletvekilleri olmak üzere tüm vekilleri bu konudaki taleplerimize destek vermeye çağırıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Türkiye’den 241 kadın örgütünün temsil ettiği milyonlarca kadın olarak yasaya karşı gösterilen erkek egemen dirence karşı susmayacağımızı, yasanın peşini bırakmayacağımız haykırıyoruz!

241 Kadın Örgütü adına
ŞİDDETE SON PLATFORMU

HER GÜN 8 MART HER GÜN MÜCADELE

KADINLARA ÇAĞRIMIZDIR

“HER GÜN 8 MART HER GÜN MÜCADELE”
ANADOLU’NUN DİLLERİ, RENKLERİ VE MÜZİKLERİYLE BİRLİKTE
ALANLARDAYIZ
8 Mart 2012, Perşembe
17.30 – 20.00
PROGRAM & YER
17.30 TOPLANMA
(Konak Bahri Baba Otobüs Durakları -Metro çıkışı)
18.15 BASIN AÇIKLAMASI
(Konak Meydanı, Belediye Sergi Alanı)
18.30 YÜRÜYÜŞ
(Konak Köprü’den, 1. Kordon’a, Gündoğdu Meydanı’ndan Kıbrıs Şehitleri Caddesi girişine kadar)
19.00 MÜZİK DİNLETİSİ
(Kıbrıs Şehitleri Caddesi Girişi)

İletişim: 0.555.313 1195 (Özge YOLCU)
Amargi, BKİ, ÇEKEV, İKDD, SFK, Siyah Üçgen, Üniversiteli Kadın Kolektifi, Gençlik Muhalefeti, Halkevci Kadınlar, ÖDP, DİP, Kadın Emeği Kolektifi

Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı’na

Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı’na,
Kadına karşı şiddet konulu yasa tasarısının yorucu ve yıpratıcı hazırlık sürecine rağmen tasarıda kadın erkek eşitliği gibi Türkiye açısından kritik öneme sahip bir kavramın kabul edilmesini önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Ancak toplumsal cinsiyet eşitliği gibi hükümetin tüm icraatlarında kullandığı, taraf olduğu uluslararası sözleşmeler yoluyla iç hukuka dâhil ettiği bir kavramın tasarıya yansıtılmaması konusundaki direnci anlamamız mümkün değildir.
TBMM’ye sevk edilen ve 8 Mart günü hızla yasalaştırılması beklenen şiddet ile ilgili tasarının adına son anda eklenen “ailenin korunması” ifadesi kabul edilemez. Ayrıca tasarıda kadın örgütlerine söz verildiği halde sığınaklara ilişkin düzenlemelere yer verilmemesi, kadın cinayetleri ve cinsel şiddet ile ilgili merkezlerin kurulmasının yasa kapsamına alınmaması, kadın örgütlerinin kadınlara yönelik şiddet davalarında müdahilliğinin kabul edilmemesi, savcılık ve kollukta şiddet ile ilgili birimlerin oluşturulmasına yer verilmemesi gibi çok önemli eksiklikler bulunmaktadır.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ve Adalet Komisyonu’ndan rüzgâr hızıyla geçirilen tasarı ile ilgili çalışmalar sırasında gördük ki meclisteki tüm partiler Türkiye kadın hareketinin ve kamuoyunun içine sinecek bir yasa çıkartılması için samimi bir çaba içindedir. Dolayısıyla yukarıda saydığımız eksikliklerin giderilmesi gerekli ve zorunludur ve bunun için yeterli zaman vardır. Bu konuda Başbakanlığınızın ve Meclis Başkanlığı’nın TBMM’de gerekli iradeyi göstermesini tüm kadınlar adına beklediğimizi bir kez daha ifade ederiz.

237 kadın örgütünü temsilen
Şiddete Son Platformu

TBMM’DEKİ TÜM PARTİLERDEN MİLLETVEKİLLERİNE


Şiddete Son Kadın Platformu’nu oluşturan 237 kadın örgütü ve Platform'un taleplerini destekleyen tüm diğer kadın platformları ve kadınlar olarak bir kez daha belirtmeliyiz ki, aylardır tartışılan şiddet yasa taslağının, Bakanlıkta, Başbakanlıkta ya da TBMM’de bir odadan diğerine giderken bile uğradığı aleyhe değişikliklerden son derece rahatsısız.

Bakan Fatma Şahin’in TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda (KEFEK) verdiği sözlere ve gösterdiği gayrete rağmen, aynı gün ve devamında TBMM Adalet Komisyonu’nda yapılan toplantılarda taslakta yine yasanın özüne zarar verecek değişiklikler yapılmış bulunuyor.

Şu andaki haliyle yasanın adının kadın değil aileyi koruma üzere düzenlenmiş olmasına; şiddete uğrayan kadınların tek adımda yardım ve korunma alabileceği 7 gün 24 saat ve tek adım ilkesiyle çalışacak merkezlerinin teşkilat, görev ve kadrolarının kadın örgütlerinin talepleri doğrultusunda düzenlenmemiş olmasına; yasada sığınaklar ve cinsel şiddet kriz merkezlerinin yer almamasına; kadın örgütlerinin şiddet ve cinayet davalarına müdahilliğinin kabul edilmemiş olmasına itiraz ediyoruz. Bunlarla birlikte diğer tüm taleplerimiz saklı kalmak üzere; bu yasa üzerinde kadın örgütleri ile mutabık kalınmış konularda artık değişiklik yapılmamasını ve TBMM Genel Kurulu’nda, başta aşağıdaki konular ve diğer taleplerimiz olmak üzere, sadece yasayı amacına uygun hale getirecek değişikliklerin yapılmasını talep ediyoruz.

Günde en az 5 kadının yaşama, çalışma, evlenme, boşanma, giyinme ve benzeri hakları için öldürüldüğü dünyanın tek ülkesi olan Türkiye’de, buna dair rahatsızlığı olan tüm kadınları ve erkekleri bu konudaki taleplerimize destek vermeye çağırıyoruz.

237 Kadın Örgütü Adına ŞİDDETE SON PLATFORMU



KADINLAR, ŞİDDETE KARŞI ETKİLİ VE İHTİYAÇLARA YANIT VEREN BİR YASA İSTİYOR

KADINLAR, ŞİDDETE KARŞI ETKİLİ VE İHTİYAÇLARA YANIT VEREN BİR YASA İSTİYOR

Bilindiği gibi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bir süredir her platformda şiddet yasa tasarısının tanıtımını yapmaktadır. Hükümetin aceleyle kanunlaştırmaya çalıştığı bu yasa tasarısı şiddet mağduru kadınların ihtiyaçlarını karşılamaktan, kadına yönelik şiddeti önlemekten ve ortadan kaldırmaktan çok uzaktır. Yıllardır kadına yönelik erkek şiddetiyle mücadele eden kadın örgütlerinin bu haliyle bu tasarıyı sahiplenmelerinin, desteklemelerinin ve kabul etmelerinin mümkün olmadığı ortadadır.

Hükümet, Avrupa Konseyi’nin kadına yönelik şiddet konulu İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacıları arasında olmakla sürekli övünmekle birlikte, gerek Bakanlık gerek diğer Hükümet yetkilileri tarafından kamuoyuna açıklanan pek çok konu tasarı metninde yer almamaktadır. Hükümet kadınlara yönelik şiddetle mücadeleye dair verdiği sözleri tutmamaktadır.

Bakanlık, tasarının hazırlığı ile ilgili yaklaşık bir yıldır çalışmaktadır. Kadın örgütleri, bu süreç boyunca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile çok sayıda toplantı gerçekleştirmiş, görüşülebilecek tüm kurumlarla yasa tasarısı müzakere edilmiş, kadınların talepleri defalarca yazılı ve sözlü şekilde ilgili kurum ve kişilere iletilmiş, kadın örgütlerince bir yasa taslağı metni kaleme alınmakla yetinilmemiş Bakanlığın metnine ilişkin de çok sayıda eleştiri ve öneri sunulmuştur. Kadın örgütleri tüm iletişim yollarını zorlayarak sürece müdahil olmayı talep etmelerine rağmen Bakanlık bu konuda çok geç harekete geçmiş ayrıca kadın örgütleri tarafından tasarıya eklenen düzenlemelerin Bakanlar Kurulu’nda imza aşamasında değiştirilmesini veya tasarıdan çıkartılmasını engelleyememiştir. Süreç, Hükümet tarafından açık ve samimi şekilde yürütülmemiştir. Bugün gelinen noktada Hükümet tarafından yasalaşması için TBMM’ye gönderilen metin kadın örgütlerinin taleplerini karşılamamaktadır.

TASARI İLE 4320 SAYILI KANUN’UN KAZANIMLARI GERİ ALINIYOR

Hükümetin yasalaşması için Meclis’e gönderdiği tasarı metni ile Bakanlığın Bakanlar Kurulu’na imza için gönderildiğini açıkladığı metin arasında çok ciddi farklar bulunmaktadır. Tasarının adı “Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı” iken “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi” olarak değiştirilmiş, bir kez daha kadınların hayatının korunması yerine ailenin korunması tercih edilmiştir. Hükümetin bakış açısını yansıtan bu tutum dışında da mevcut tasarıda ciddi pek çok sorun bulunmaktadır.

Tasarının temel ilkelere ilişkin maddesinden Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere yapılan atıf ve şiddet mağdurlarına ilişkin verilecek destek ve hizmetlerin sunumunda temel insan haklarına dayalı, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izleneceği ilkesi çıkarılmıştır. Ayrıca ev içi şiddet, kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet tanımları da tasarının dışında bırakılmıştır. Bu ilkelerden ödün verilerek, kadın erkek eşitliği ve fiili eşitlik kavramlarından korkularak kadına yönelik şiddetle mücadele edilmesi mümkün değildir.

Tasarının önceki halinde yer alan ve önemli bir kazanım gibi görünen Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri ise son düzenlemeyle ayrı bir hayal kırıklığına dönüşmüştür. Yasanın gereği gibi uygulanmasını sağlayacak en önemli mekanizma olan bu merkezlerin kadrosu 5557’den 362’ye indirilmiş, bu merkezlerde çalışacakların tercihen kadın olmasına ilişkin düzenleme tümden çıkarılmıştır. Kadına yönelik şiddetin bu denli yüksek oranlara ulaştığı ve günden güne arttığı bir ülkede 362 kadro ile kurulacak merkezlerin işlevsiz ve göstermelik kurumlar olacağı çok açıktır.

Meclis’e sunulan tasarıda, şu an yürürlükte olan 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un kazanımları geri alınmakta ve 4320 sayılı Kanun’un çok daha gerisinde düzenlemelere yer verilmektedir. 4320 sayılı Kanun’da ve tasarının önceki halinde yer alan şiddet gören dışında çevresindeki kişilerin de şikâyetçi olabilmesini içeren “ihbar hakkı” son anda metinden çıkarılmıştır. Hâkimlerin dosya üzerinden ve şiddetin yazılı olarak belgelenmesini aramaksızın, dosyanın kaydedildiği gün tedbir kararı vereceği yönündeki düzenleme de tasarıdan çıkarılan düzenlemeler arasındadır. Bu düzenlemeler ile kadınlar yalnızlaştırılmakta, maruz kaldıkları şiddeti ispatlamaları istenmekte, hâkimlerin tedbir kararı verirken delil aramaları esas, aramamaları ise istisna haline getirilmektedir. Tüm bunlar, yasayı etkisizleştirecek müdahalelerin somut örnekleridir.

PRESTİJ MALZEMESİ OLARAK KULLANILAN BİR YASA DEĞİL, GERÇEK BİR YASA İSTİYORUZ

Tasarı, 1 Mart sabahı alelacele Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na (KEFEK) ve gene aynı gün içerisinde Adalet Komisyonu’na gönderildi. Komisyon toplantılarına katılan Bakan Fatma Şahin kadınlara Adalet Komisyonu’nun eski tasarıyı dikkate alacağı sözünü verdi. Ancak eski tasarı da daha önce defalarca belirttiğimiz gibi kadınların taleplerini yeterince dikkate almamaktaydı.

Kadın örgütlerinin yasaya ilişkin başlıca talepleri şunlardır:
-       Kadına yönelik şiddetin insan haklarına aykırılık teşkil ettiğinin açıkça ifade edilmesi,
-       Ayrımcılık yasağı, fiili eşitsizlikler gibi şiddetin arkasındaki dinamiklere dair düzenlemelere yer verilmesi,
-       Temel ilkeler bölümünde uluslararası sözleşmelere ve özellikle İstanbul Sözleşmesi`ne atıf yapılaması,
-       Cinsel yönelim ve cinsel kimliği ifadelerinin yasaya eklenmesi,
-       Mağdur yakınlarının ve şiddete tanıklık edenlerin de koruma kapsamına alınması,
-       Kadın örgütlerinin şiddet ile ilgili her türlü davada müdahilliklerinin kabul edilmesi,
-       Sığınaklar ve cinsel şiddet kriz merkezlerine ilişkin düzenlemelere yer verilmesi,
-       Tedbir kararlarının gerektiğinde süresiz verilebilmesi,
-       Çocukların velayet hakkının koruma süresince, kadının talebi ile şiddet mağduru tarafından kullanılacağı, çocukların şiddet uygulayan ile kişisel ilişkisinin bu süre boyunca kaldırılacağı veya denetime tabi tutulacağı düzenlemesine yer verilmesi,
-       Şiddet uygulayanların yanı sıra, şiddeti azmettirenlere ve yardım edenlere karşı da tedbir alınması ve bu kişilerin de tedbir kararına aykırılıktan ötürü cezalandırılması,
-       Hâkim ve savcılar dâhil olmak üzere bu vakalarda görev alacak herkese yönelik kadının insan hakları, toplumsal cinsiyet, kadın erkek eşitliği konularını içeren eğitimler verilmesi,
-       Şiddet ile ilgili yasal başvuru süreçlerinde taraflar arasında arabuluculuk ve uzlaşma girişiminde bulunulamayacağının düzenlenmesi,
-       Şiddet mağdurlarının zararlarının tazmin edilmesi,
-       Hakkında koruyucu tedbir kararı verilen şiddet mağduru kişilerin sosyal güvencesinin şiddet uygulayan kişiye dayandığı hallerde, gizliliği ihlal etmemek için tedbir süresi boyunca mağdur lehine ücretsiz sağlık tedbirine karar verilmesi,
-       Yasanın uygulamasını etkili şekilde izleyecek ve denetleyecek Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin kurulması.

Bizler, Hükümet tarafından prestij malzemesi olarak kullanılan bir yasa değil ihtiyacı karşılayan, etkili ve gerçek bir yasa istiyoruz. Adalet Komisyonundan kadın örgütlerinin tüm taleplerini karşılayan bir metnin çıkması için kadın örgütleri olarak mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha duyuruyor, Hükümeti kadınları gözardı eden tutumunu ısrarla sürdürmekten vazgeçmeye ve kadın örgütlerinin yasaya ilişkin taleplerini dikkate almaya davet ediyoruz.


ŞİDDETE SON PLATFORMU