Sayfalar

Aile İçi Şiddet Mağdurlarına Daha İyi Hizmet Verebilmek İçin Yenilikçi Yaklaşımlar ( AŞİMAY) Projesi

                                                                                                          
*Aile İçi Şiddet Mağdurlarına Daha İyi Hizmet Verebilmek İçin Yenilikçi Yaklaşımlar ( AŞİMAY)  Projesi
BASIN BÜLTENİ
Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğrenme Programı Leonardo da Vinci Hareketlilik Projesi çerçevesinde, Aile ve Sosyal Politikalar İzmir İl Müdürlüğü koordinatörlüğünde hazırlanmış olan “Aile İçi Şiddet Mağdurlarına Daha İyi Hizmet Verebilmek İçin Yenilikçi Yaklaşımlar” (AŞİMAY) projesi, 2011 Teklif Çağrısı döneminde 2550 proje başvurusu arasından kabul edilen 268 projeden biri olmuştur.
Aile ve Sosyal Politikalar İzmir İl Müdürlüğü koordinatörlüğünde yürütülen projenin yerel ortakları İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi, Aliağa Belediyesi, Buca Belediyesi, Kadın Haklarını Koruma Derneği ve İzmir Kadın Dayanışma Derneği olup, bu kurumlardan temsilciler 15 - 22 Ocak 2012 tarihleri arasında Avusturya’nın başkenti Viyana’ya bir inceleme ziyareti gerçekleştirmiştir.                         
Aralarında Sosyal Hizmetlerden Sorumlu İzmir Vali Yardımcısının yer aldığı, İzmir’de karar mekanizmalarında görev alan temsilciler ve aile içinde şiddete uğrayanlarla çalışanlardan oluşan inceleme heyetinin ziyaretinde ev sahipliğini projenin yurtdışı ortağı olan WAVE-Women Against Violence Europe (Şiddete Karşı Kadınlar Avrupa Ağı) yaptı.  Heyet, Viyana’da yürütülen kadına yönelik şiddetle mücadele sistemiyle ilgili incelemelerde bulunarak, aile içi şiddete karşı etkili politikalar ve uygulamalar hakkında bilgi edindi, bu sistemin yürütülmesinde görev alan, hizmet sunan kurumları ziyaret etti.
Heyet üyeleri ayrıca, Viyana Aile İçi Şiddete Karşı Müdahale Merkezi ve Erkek Danışma Merkezi’nin işbirliğinde yürütülen şiddet uygulayan faillerle çalışma, şiddetin tanımı, toplumsal cinsiyet rolleri, iletişim ve çatışma, failin şiddeti, kendinden uzaklaştırma stratejileri başlıklarını içeren bir rehabilitasyon programı olan Şiddet Uygulayanlara Yönelik Şiddet Karşıtı Eğitim Programı” hakkında bir günlük 'kapasite geliştirme’ eğitimine katıldılar.
*Bu proje T.C. Avrupa Birliği Bakanlığı AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Ulusal Ajans http://www.ua.gov.tr) Gençlik Programı kapsamında ve Avrupa Komisyonu'ndan sağlanan hibeyle gerçekleştirilmiştir. Ancak bu raporda yer alan görüşlerden Ulusal Ajans veya Avrupa Komisyonu sorumlu tutulamaz."

Proje Kapsamında Bilgi ve Deneyim Paylaşımında Bulunulan Kurumlar;
o     WAVE (Women Against Violence- Şiddete Karşı Kadınlar- Avrupa Ağı) 
o     Avusturya Kadın Sığınmaevleri Ağı(AÖEF)
o     Ulusal Kadın Yardım Hattı                                                                   
o     Kadın Sığınmaevleri Koordinasyon Merkezi                                                                        
o     Avusturya İçişleri Bakanlığı (Avusturya Koruma Kanunu, Kadına Karşı Şiddetle Mücadelede Polisle İşbirliği Ve Şiddete Uğrayanlarla İlgili Çalışmalar)   
o     Viyana Aile İçi Şiddete Karşı Müdahale Merkezi  (Kadına Karşı Şiddetle Mücadelede Pro-aktif Bir Yaklaşım)                                                                 
o     Viyana Belediyesi Kadın Departmanı (Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Aktiviteleri ve Şiddete Uğrayanlara Yönelik Hizmetler)                                                                                      
o     Orient Express (Zorla Evlendirilme Ve Kadına Karşı Şiddete Yönelik Çalışan Bir Göçmen Organizasyonu)                                                                                                                                                  
o     Beyaz Kurdele (Kadına Karşı Şiddeti Durdurmaya Yönelik Çalışan Erkekler)                           Erkek Sağlık Merkezi                                                    
Projenin İlimizde ve Türkiye’de Yaygınlaştırılması
Aile içi şiddet alanında yerel ve ulusal düzeyde faaliyetlerini yürüten kamu kurumlarına, yerel yönetimlere, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına ‘Viyana İnceleme Gezisi Raporu’ gönderilecek, projeye katılan kurumların temsilcileri tarafından çeşitli platformlarda gerçekleştirilecek eğitim ve bilgilendirme toplantılarında edilen deneyimler paylaşılarak, proje yaygınlaştırılacak ve toplumsal bir etki yaratılmış olacaktır.
Proje kapsamında, toplumsal cinsiyet eşitliğine, şiddete karşı farkındalık geliştirmiş yöneticileri ve söz sahibi kurumları yapılması gereken hukuki düzenlemeler ve yenilikler konusunda harekete geçirmek amaçlanmaktadır. Avrupa düzeyinde de bu alandaki gelişmeler takip edilecek,  ziyaret edilen kuruluşların yetkilileri ve eğitimcilerle iletişim sürdürülecektir.

YAŞASIN 8 MART YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI

KADINLARA ÇAĞRIMIZDIR

HER GÜN 8 MART HER GÜN MÜCADELE
ANADOLU’NUN DİLLERİ, RENKLERİ VE MÜZİKLERİYLE BİRLİKTE
ALANLARDAYIZ
8 Mart 2012, Perşembe
17.30 – 20.00
PROGRAM & YER
17.30 TOPLANMA
(Konak Bahri Baba Otobüs Durakları -Metro çıkışı)
18.15 BASIN AÇIKLAMASI
(Konak Meydanı, Belediye Sergi Alanı)
18.30 YÜRÜYÜŞ
(Konak Köprü’den, 1. Kordon’a, Gündoğdu Meydanı’ndan Kıbrıs Şehitleri Caddesi girişine kadar)
19.00 MÜZİK DİNLETİSİ
(Kıbrıs Şehitleri Caddesi Girişi)

İletişim: 0.555.313 1195 (Özge YOLCU)
Amargi, BKİ, ÇEKEV, İKDD, SFK, Siyah Üçgen, Üniversiteli Kadın Kolektifi, Gençlik Muhalefeti, Halkevci Kadınlar, ÖDP, DİP, Kadın Emeği

 

BASINA VE KAMUOYUNA

BASINA VE KAMUOYUNA

Fevziye Cengiz yalnız değildir....
Bu davanın sonuna kadar takipçisiyiz!

Bugün burada Fevziye Cengiz'in 16 Temmuz 2011'de Karabağlar Polis Karakolunda “alkollü olduğu ve kimliği olmadığı” gerekçesi ile gördüğü işkence sonrasında gösterdiği  kararlılık  sonucu polislere açılan davanın ilk duruşması dolayısı ile toplandık.

Öncelikle; Fevziye Cengiz’in tüm kamuoyu önünde yaşadığı bu işkence olayından sonra resmi makamlarca söylenenleri ve yapılanları bir hatırlayalım:
  • Olayın Savcısı: İzlenilen kamera kayıtlarına rağmen, “işkence iddialarının soyut kaldığı, iddiayı destekler başkaca inandırıcı delil elde edilmediği” sonucuna varıp takipsizlik kararı verdi..
  • Fevziye Çengiz’i muayene eden hekim, hekim etiğinden uzak ve taraflı olarak, fiziksel muayene de “darp izi bulunmamıştır” raporu düzenledi.
  • İçişleri Bakanı: "İzmir Konak meydanında bir darağacı kuralım, bu personeli darağacında asalım mı? Ne isteniyor?" dedi.
  • Şiddete uğrayan kadınları kanatları altına almaya çalıştığını her fırsatta söyleyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’den ise Fevziye için ne bir ses, ne bir nefes çıktı.
Ve Fevziye’nin ilk şikayeti takipsizlikle sonuçlandı, avukatlarının itirazı üzerine dava tekrar açıldı. Ne yazık ki dava “işkence ve kötü muamele”den değil “zor kullanma yetkisi sınırının aşılması suretiyle kasten yaralama” maddesinden açılmıştır. Aynı zamanda bahsi geçen işkenceci polisler halen görevlerinin başında ve idari soruşturmadan göstermelik bir ceza alarak kurtuldular.

Bu süreçte Fevziye neler yaşadı? Olay günü eğlenmek üzere evinden çıktı, ertesi gün karakolda işkence görmüş olarak döndü. Hayatı o günden sonra bir daha eskisi gibi olamadı: İşine gidemedi, mahalle baskısı gördü, evinden çıkarılmak istendi, davasını geri çekmesi için ailesi tehdit edildi. Fevziye, bugün de, başına neler geleceği kaygısı içinde yaşamaya devam ediyor.

Bu görkemli Adliye Sarayı önünde toplanmış olan bizler; bu duvarların bazen kaçacak delik bırakmayan ve seslerimizi kısan evlerimize benzediğini tam da böyle zamanlarda, tam da böyle olaylarda fark ediyor, öğreniyoruz. Bu duvarlar böyle zamanlarda demir parmaklıklardan daha kalın, daha güçlü oluyor. Böyle hallerde erk, bir yandan kamu gücü diğer yandan kadın düşmanı bir erkek egemen zihniyet olup canımızı yakıyor, bedenimize ve ruhumuza zarar veriyor, sesimizi duyulmaz kılıp irademizi elimizden almaya çalışıyor.

Fevziye'nin yaşadığı budur. Toplum güvenliğini sağlamakla görevli ve bugün yargılanmakta olan polisler, kendi görevlerini bir tarafa bırakıp Fevziye'yi dövdüler, O’na işkence ettiler. Yetmedi, tehdit edip davadan vaz geçmesi için baskı uyguladılar. İçişleri Bakanı’nın durumu hafife alan açıklamaları polisleri desteklerken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın sessizliği Fevziye’yi ve biz kadınları bir kez daha yalnız bıraktı. Uluslararası Sözleşmelerle garanti altına alınan “devletin sorumluluğu”nu hatırlamak ve hatırlatmak da bir kez daha bize kaldı.

8 Mart'ın arifesi olan şu günlerde yine benzer olaylara tanıklık etmekteyiz, daha dün sendikalardan kadın arkadaşlarımız gözaltına alınmış ve bu yılın 8 mart etkinliklerinin organizasyonları engellenmeye çalışılmıştır.Anlıyacağınız bu bakış sadece bu polislerde yoktur, devleti yöneten zihniyette mevcuttur.Bizler bu erkek eğemen, kadın düşmanı bakış açılarını her gün görüyor ve sonuçlarını yaşıyoruz.

Bugün Fevziye'nin sesinde ve cesaretinde hepimizin “insan”, “şiddete uğramadan yaşama hakkı olan insan” olma mücadelesi cisimleşiyor. O’nun sesinde ve cesaretinde uzun bir mücadeleyi sürdürecek kadar cesur olduğumuz gerçeği çınlıyor.
Bugün burada Fevziye'nin cesaretiyle buluştuk: O’nu yalnız bırakmamak ve bırakmayacağımızı söylemek için! Ve, işkenceci polisler cezalandırılıncaya kadar bu davanın takipçisi olacağımızı tüm kamuoyu önünde beyan etmek için!

YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI

İZMİR KADIN PLATFORMU

SIDDETE SON PLATFORMU

BASIN ACIKLAMASI – 28 ARALIK 2011
DEVLETIN GOREVI BAZI NIKAHLI KADINLARI DEGIL
“HER KADINI” SIDDETTEN KORUMAKTIR!
 
Kadina karsi siddet yasa taslagindaki “yakin iliski icinde yasayanlar” kavrami Basbakanlik tarafindan taslaktan cikarilmistir. Oysa imam nikahli iliskilerden resmi nikah imkani olmayan zorla erken evlendirilmis kiz cocuklara; ayni cati altinda nikahsiz yasayanlardan, birlikte oturmadiklari halde bir iliski icinde olanlara kadar, Turkiye’de yasayan milyonlarca kadin siddet yasamaktadir. Basbakanligin “yakin iliski icinde yasayanlar” ifadesini yasa taslagindan cikarmasi, yukarida sozu edilen kadinlari iki, uc kat magdur etme sonucunu doguracaktir. Turkiye kadinlari siddetten korumadigi icin AIHM tarafindan mahkum edilen dunyadaki ilk devlet olmustur. Buna ragmen Turkiye’de kadinlarin oldurulme orani tum dunyanin dehsetle izledigi bir hal almistir. Biz 1996 yilindan beri mucadelesini verdigimiz bu yasa taslaginin onerilerimizle biraz daha gelistirilmesini beklerken, Basbakanlik’tan eldeki taslagi bile daraltan bir mudahalenin gelmis olmasi vahimdir.
 
Biz ev ici dahil her turlu siddeti yasayan kadinlari yillardir destekleyen kadin orgutleri olarak, yillarin deneyimine dayanarak, yasa taslaginin bu haliyle siddeti onlemede son derece yetersiz olacagini Bakanliga defalarca yazili ve sozlu olarak bildirdik. Bu konuda bir cok kez yuz yuze toplanti yaptik. Taslakta, kadin orgutlerinin icinde oldugu etkin bir izleme ve denetleme mekanizmasinin olmamasi buyuk bir eksIkliktir. Bunun yerine tasari, kadinlarin ve varsa cocuklarinin Ceza ve Tevkifevleri Genel Mudurlugu’ne bagli denetimli serbestlik burolarinda, suclular ve hatta tekrar tekrar suc isleyenler ya da ozel tehlikeli suc isleyenlerle ayni yerde bulunmalari sonucunu doguracak bir mekanizma kurmayi ongormektedir. Bu da kadinlari ve cocuklarini saldirganlarla karsi karsiya getirecek ve yepyeni magduriyetlere neden olacaktir. Ayni sekilde, Istanbul Sozlesmesi’nde kadina karsi siddet vakalarinda yarginin hicbir asamasinda “uzlasma ve arabuluculuk” girisiminde bulunulmamasi gerektigi acikca belirtilmis olmasina ragmen, taslakta aile ici siddet vakalarina ozgu ozel dinamikler goz ardi edilerek israrla bu yasaga yer verilmemektedir.
 
Tum dunyada kadina karsi siddet konusunda calisan kadin orgutlerinin 1970’lerden beri edindigi deneyimlere gore, kadina karsi siddet vakalarinda kadina destek, ancak bunu yasayan kadinin her adimda arzusu ve birlikte alinacak kararlarla surdurulecek olursa etkili olmaktadir. Bunun tersi, kadinin ve cocuklarinin yasamini ciddi oranda tehlikeye atmaktadir. Psikiyatrist, psikolog, avukat gibi ozel calisan bazi mesleklere ve kadin danisma merkezleri gibi tum kadin orgutlerine bildirim yukumlulugunun getirilmesi son derece tehlikelidir. Bu konu, kadinlari tum yasal haklari ve prosedurler konusunda bilgilendirilme niteligiyle sinirli olmalidir.
Siddete Son Platformu’nu olusturan kadin orgutleri olarak 27 Aralik 2011 gunu Bakanlikta yaptigimiz toplantida, tasaridan Basbakanlik tarafindan “yakin iliski icinde yasayanlar” ifadesinin cikartildigi bilgisinin bize aktarilmadi. Biz bunu maalesef toplanti sonrasinda basindan ogrendik. Bu durum, Bakanlik ile kadin orgutleri arasindaki iliskinin seffaf bir bicimde yurutulmediginin somut bir gostergesidir. Ayni sekilde, kadin orgutleri olarak kadina yonelik siddet konusunda medyaya sansur niteligi tasiyan hicbir duzenlemenin bu yasada yer almamasi gerektigini defalarca dile getirmis oldugumuz halde, Basbakanliga verilen taslagin bu sekilde degistirildigini yine 27 Aralik gunku toplantidan sonra basindan ogrendik.
 
Bizler Basbakanligi, Bakanlar Kurulu’nu ve kadindan sorumlu olmasi gereken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanligi’ni, kadinlari siddetten korumak uzere kadin orgutlerinin on yillara dayanan deneyimlerini ciddiye almaya ve islevsel, etkin ve amacina uygun bir yasa cikarmaya, kisacasi GOREVE CAGIRIYORUZ! Kadin orgutleri olarak hazirladigimiz taslaktaki her bir onerimizin yasamsal onemde oldugunu bir kez daha hatirlatiyor ve taslagimizin mevcut haliyle, bir an once yasalasmasini israrla talep ediyoruz.
 
SIDDETE SON PLATFORMU