Sayfalar

Kadınlar kürtaj yasağına karşı mor giyiyor!



Kadınlar kürtaj yasağına karşı mor giyiyor!

Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu üyeleri kürtaj engeline dikkat çekmek amacıyla 28 Mart Cuma günü (yarın) sokağa mor kıyafetlerle çıkacaklar. Kürtaj yasakçılarına oy vermeyeceklerini açıklayan platform üyeleri, sosyal medya paylaşımlarını ise #KurtajYasalHastanedeYasak etiketiyle duyuracak.
Yoğurtçu Kadın Forumu ile Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu üyeleri dün akşam, Sosyal Dayanışma Ve İletişim Derneği'nde bir araya gelerek kürtaj yasağına ilişkin gelişmeleri tartıştılar. Kürtaj yasakçılarına oy vermeyeceklerini açıklayan platform üyeleri, engellemelere dikkat çekmek amacıyla, 28 Mart Cuma günü bütün kadınları mor giyerek ya da mor aksesuarlar takarak sokağa çıkmaya çağırdılar.
Kürtaj engellemelerine ve fiili yasaklara karşı çıkmak amacıyla oluşan Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu’nun üyeleri 26 Mart Çarşamba günü, Kadıköy'de bulunan Sosyal Dayanışma Ve İletişim Derneği’nde (SODİD) Yoğurtçu Kadın Forumu'ndan kadınlarla bir araya gelerek, kürtaj yasağına ilişkin son gelişmeler hakkında bilgi verdiler. Toplantıdan sonra sokağa çıkan kadınlar duvarlara "Kürtaj yasakçılarına hayır", “Yasakçılara oy yok”, "Kürtaj yasal hastanede yasak" gibi sloganlar yazdılar.

Çeşitli illerde geniş katılımlı eylemler, kürtaj kampanyaları gerçekleştiren ve 40'tan fazla bileşeni olan Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, toplantıda 17 milyon nüfusa sahip İstanbul'da bile kürtaj yaptırılabilecek hastane sayısının bir elin parmaklarını geçmediğine dikkat çektiler. Doğum kontrol yöntemlerinin kolay erişebilir, ücretsiz ve yaygın olarak sunulmasının devletin görevi olduğunu vurgulayan platform üyeleri şu açıklamalarda bulundu: "Doğum yapılan her hastanede kürtaj da yapılmalı. Kadının sağlığını tehdit eden, yapılması zorunlu kürtajlarda bile üç hekim raporu isteniyor. Kamu hastanelerinde kürtaj yaptıramayan kadınlar sağlıksız, niteliksiz koşullarda kürtaj yaptırmaya razı oluyorlar. Kadınların cinsel yaşamları devletçe izlenir oldu. Gebelik testlerinden başlayarak takip ediliyorlar ve gebeliklerini sürdürmeleri konusunda psikolojik baskıya uğruyorlar. AKP politikaları nedeniyle ölecek kadınların yasını tutmak istemiyoruz. Bu nedenle de kürtaj yasakçılarına oy vermeyeceğiz." Kürtajı engelleyen kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyleyip yasadışı eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarını talep eden platform üyeleri, tecavüze uğrayan kadınların kürtaj olmasının önüne mahkeme kararıyla engeller konulmasına da tepkililer: "Kadınlar istemedikleri çocuğu doğurmak zorunda kalıyorlar. Bu nedenle tecavüz durumlarında kadınların kürtaj isteğinin yeterli sayılmasını istiyoruz." 
Kadınlar mor giyecekler
“Birçok devlet hastanesinde kürtaj yapılmazken, bakanın ücretsiz kürtaj hakkı bir yalandan ibaret değil de nedir? Kürtaj hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, kürtaj yasakçılarına oy vermeyeceğiz" diyen Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu üyeleri, kürtaj engeline dikkat çekmek amacıyla 28 Mart Cuma günü sokağa mor kıyafetlerle çıkacaklar. Kürtaj engeline hayır diyen mor giyimli kadınların fotoğrafları ise platformun sosyal medya sayfalarında #KurtajYasalHastanedeYasak hashtagiyle yayınlanacak. Bugün saat 21:00-22:00 arasında twitter ve facebook'ta eylem duyurusu platform üyeleri tarafından aralıksız olarak paylaşılacak. 
Kadınlar hükümetten ne istiyor? 
• Kürtaj hizmeti kamu hastanelerinde kadınlar için erişilebilir olmalı.
• Kürtaj servisleri yeniden açılmalı.
• Kamu ve özel hastaneler kürtajda 10 haftalık yasal süreye uymalı ve yasal süre 12 haftaya çıkartılmalı.
• Evli kadınların gebeliklerini sonlandırmak istedikleri durumlarda eşlerinden izin istenmemeli.
• Bütün sağlık kuruluşlarında doğum kontrol hizmeti ve kürtaj hizmeti veren birimler oluşturulmalı.
• Tıbbi düşük seçeneği de dahil olmak üzere her kadın duygusal ve fiziksel zorluk yaşamadan nitelikli, sağlıklı koşullarda ücretsiz kürtaj hakkına erişebilmeli.
• Kadınları doğurmaya zorlamak için yapılan baskılara, gebelik testi ile kadınları izlemeye, mahremiyet ihlallerine son verilmeli.
• Sezaryen kararı başbakanın değil kadının ve hekimin kararı olmalı.
• Tecavüz durumunda oluşan gebeliklerde kadının beyanı esas alınarak, isteği halinde gebelik sonlandırılmalı.

 CNNTurk.com |   27.03.2014 Perşembe 

 Kadınlarla Dayanışma Vakfı/ KADAV'ın çağrısıyla yerel seçime yönelik yürütülen çalışma kapsamında, kadın ve LGBTİ  örgütlerinin katılımıyla talepler oluşturuldu. Adaylarla yapılan görüşmelerde aktarılan talepler, seçim sonrasında da bir takip mekanizması oluşturularak izlenecek . 


Kadınlarla Dayanışma Vakfı'nın çağrısıyla bir araya gelen kadın ve LGBTİ örgütlerden, inisiyatiflerinden ve bağımsız bireyler, 'Nasıl bir yerel yönetim?' sorusu etrafında tartışmalar yürüttü, taleplerini oluşturdu. Cinsiyet ve cinsel yönelimlere duyarlı yerel yönetimler üzerine oluşturulan bu talepler, Maçka Kadın Forumu ve SPOD (Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği)'un daha önce yapmış olduğu çalışmalarla birleştirildi ve ortaya bir talepler listesi çıkarıldı.Adaylarla yapılan görüşmelerde talepler aktarıldı, seçimden sonra bu taleplerin takipçisi olunacağı ifade edildi. 

Oluşturulan süreci ve talepleri KADAV'ın hazırladığı bültende bulabilirsiniz:KADAV Bülten, Mart 2014

KADAV 26 Mart Çarşamba saat: 18.30’da Galatasaray Meydanı’nda yapacağı eylem ile bu talepleri duyuracak.

Eylemin facebook linki: https://www.facebook.com/events/236297923161336/ - See more at: http://www.keig.org/gundem.aspx?id=84#sthash.3dYlgjMp.dpuf



https://www.facebook.com/photo.php?v=246983375428922&set=vb.246962295431030&type=2&theater
http://www.kurtajhaktir.com/videolar/

Basın Açıklaması

Adli Tıp Kurumu hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz!

 Yıllardır Türkiye’de tacize, tecavüze, istismara maruz kalanlar için gerçek adaletin değil, erkek adaletin devreye girmesini sağlayan mekanizmalardan biri Adli Tıp Kurumu oldu, olmaya devam ediyor. Kadınların mücadelesiyle şekillenen “kadınlar lehine” yasaların uygulama esnasında birer enkaza dönüşmesinde Adli Tıp Kurumu’nun önemli bir payı var.

Bir cinsel saldırı davası daha tecavüzcülerin beraati ile sonuçlandı. 4 yılı aşkın bir yargılama süreci sonunda çıkan bu karar sürecini kısaca anlattığımızda bu enkazın altında nasıl kaldığımızı  hep birlikte göreceğiz.

İçkisine ilaç katılarak tecavüz edilen arkadaşımız ertesi gün savcılığa suç duyurusunda bulunduğunda savcılık tarafında ilaç ve sperm tespiti istendi. Ankara Adli Tıp Kurumu’nda yapılan testlerde sperm bulunmasına karşın ilaç tespit edilemedi.  Çünkü, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun sonradan verdiği raporda da söylendiği gibi, Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü, idrarda  ilaç tespiti için gerekli idrar testini yapmayarak, yeterli miktarda kan örneği almayarak, kendi kısıtlı veri tabanı dışında başka veri tabanlarından yararlanmayarak ilacı tespit edemedi. Böylece idardaki delili de yok saymış oldu.  Ne yazık ki, Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün yaptığı bu önemli hatayı da İstanbul Adli Tıp Kurumu onaylamış oldu.

Bu davada  3  yıl  4 ay boyunca İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek toksikoloji raporu beklendi.  İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak “ruh ve beden sağlığı bozulmuştur” raporu için ise tam 2 sene beklendi. Tıp doktoru, resim öğretmeni ve sosyal hizmet uzmanı olan 3 erkek sanık ise bu süreçte tutuksuz yargılanmış ve  yargı-adli tıp kurumu işbirliğiyle aklanmışlardır.

İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan 2 yıl  beklenen “ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığına” dair raporun arkadaşımız lehine olmasına, ayrıca iki hastaneden daha alınan psikolojik travma bozukluğu raporları ve arkadaşımızın cinsel saldırı beyanına rağmen, saldırganlar Adli Tıp Kurumu’nun eksik soruşturmasına dayandırılarak beraat ettirilmiştir.  

Sadece bu dava değil, maalesef tecavüz/cinsel saldırı dosyalarının neredeyse tamamı, kadınların beyanlarının esas alınmaması ve tüm ispat yükünün mağdur kadına yüklenmesi, sanki cinsel saldırıya uğrayan herhangi bir kadının “beden veya ruh sağlığının bozulmaması” mümkünmüş gibi hareket edilmesi nedenleriyle, asıl olarak şüpheli/sanık erkeğin değil, şikayetçi kadının yargılandığı bir arenaya dönüşmektedir.

Çoğunluğu erkeklerden oluşan 6. ihtisas kurulu “sen zaten uyuyordun, psikolojin neden bozulsun ki” gibi empatiden yoksun, kastı aşan ve  kadını daha da mağdurlaştıran” sorularla, tecavüze maruz kalmış kadınları adeta sorgulayan  ATK’nın  rapor verme sistemi, kadınları yıldırmaya, tecavüzcüleri kollamaya yöneliktir.

Cinsel şiddete maruz kalan kadının  psikolojisinin  bozulduğunu kanıtlayacak rapor istenmesinin  bile  psikolojimizi bozduğu açıktır. Adli Tıp Kurumu’nun  ihmalleri ve kastı aşan yanlışlarıyla erkek egemen yargı mağdur kadının aleyhine kararlar  vermektedir.  Cinsel saldırı gören kadınların Adli Tıp Kurumu’na mahkum bırakılmadan Üniversite hastanelerinden aldıkları raporların tüm adli süreçlerde geçerli olması gerekiyor. Hala mahkemeler Üniversite hastanelerinden alınan raporları kabul etmeme konusunda dirençlerini sürdürerek cinsel şiddete uğrayan kadınların mağduriyetlerini arttırmaya devam ediyorlar.

Bu 4 yıllık süreçte eksik ve yanlış yöntemleriyle, adaleti rapora indirgeyen anlayışıyla, tecavüzcülerin  beraatının en büyük sorumlusu olan Adli Tıp Kurumu hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Yargı-Adli Tıp Kurumu işbirliğiyle tecavüzcülerin aklandığı davaların son bulmasını, Yargıtay aşamasında bu davada verilen yanlış kararın düzeltilmesini istiyoruz.

Erkek adalet değil gerçek adalet!


Adana - Adana Kadın Platformu
Ankara - Ankara Kadın Platformu
Eskişehir - Eskişehir Demokratik Kadın Platformu
İstanbul - İstanbul Feminist Kolektif, Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Kadav, Gökkuşağı Kadın Derneği, Sosyalist Feminist Kolektif, İlerici Kadınlar Derneği, Emep’li kadınlar, Sosyalist Kadın Meclisler
İzmir- İzmir’li Feministler